Ana Sayfa » Amasya » Amasya’nın Tarihi Yerleri, Amasya Evleri, Kaleleri, Camileri, Müzeleri

Amasya’nın Tarihi Yerleri, Amasya Evleri, Kaleleri, Camileri, Müzeleri

Sponsorlu Bağlantılar

Amasya’da Gezilecek Tarih Yerler

Tarihe tanıklık etmiş şehirlerden birisi olan Amasya, oldukça zengin bir tarihe sahiptir. Amasya’ya giden herkesi gezip görmesi gereken tarihi yerler oldukça fazladır. Amasya’nın tarihi yerleri, Amasya müzeleri, Amasya kaleleri, Amasya camileri, Amasya evleri, Amasya köprüleri ve Amasya’nın diğer tarihi yerleri ile herkes tarafında gidip gezilecek bir şehirdir.

Amasya neleri ile meşhurdur diye merak edenler için kısa bir sıralama yapmamız gerekirse;

Amasya Elması, Borabay Gölü, Amasya Kalesi, Kral Kaya Mezarları, Ahşap Amasya Evleri, Darüşşifa ( Akıl hastalarının müzik ve su sesiyle tedavi edildiği ilk yer ), Şehzadeler Şehri, Ferhat ile Şirin Hikayesi.

Amasya Evleri

Amasya kent dokusunun çeşitli yerlerinde, özellikle Yeşilırmak sahil şeridinde görsel bir şekilde yer almakta olan geleneksel Osmanlı Evi örnekleri Amasya mimarî yapıları içerisinde önemli bir grup teşkil etmektedir.

Sponsorlu Bağlantılar

Amasya evleri, daha çok 19. yüzyıla ait olup, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na istinaden Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 05.05.1992 gün ve 2364 sayılı kararı ile tescil edilerek koruma altına alınmışlardır.

Amasya Evleri

Bu konutlar, Hımış ve Bağdadî teknikle yapılmış örneklerdir. Genellikle yan yana, bitişik nizâm olarak düzenlenmiş olan bu konut mimarisinin güzel örneklerini Yalıboyu Evleri olarak bilinen konut dokusu oluşturmaktadır.

Yeşilırmak kenarında, tarihi sur duvarı üzerine, ahşap çatkı arası kerpiç dolgulu olarak, kırma ya da beşik çatı üzeri oluklu kiremitle örtülü bir biçimde düzenlenmiş olan ve geleneksel Osmanlı evinin bütün özelliklerini bünyesinde taşıyan bu evler Amasya’nın tarihsel kimliğiyle uyumlu bir görünüm arz etmektedir.

Sponsorlu Bağlantılar

Evler, bodrum üzeri tek kat ya da iki katlı olarak düzenlenmişlerdir. Bazı uygulamalarda birinci kat üzerinde bazı uygulamalarda ise ikinci kat üzerinde köşk olarak bilinen şahniş yer almaktadır. Genellikle avlulu ve bahçelidir. Özellikle haremlik ve selamlık tarzda düzenlenmiş örneklerde bahçe ortada kalmakta ve konutlar dışa kapalı bir görünüm almaktadır. Bu dışa kapalılık diğer konutlarda bazen yüksek bir bahçe duvarı nedeniyle karşımıza çıkmaktadır.

Konutların ikinci kat uygulamaları genellikle dışa taşkın, cumbalı olarak yapılmakta ve bu sayede hem evin plânında bir simetri oluşmakta hem de daha fazla yer kazanmak söz konusu olabilmektedir. Özellikle Yalı boyunda tarihi sur duvarı üzerine yapılmış olan konutlarda bu durumu çarpıcı bir şekilde görmemiz olasıdır. Buradaki konut dokusu, eliböğründelerle desteklenerek dışa taşırılmış ve böylece evlerin iç mekanlarında bir genişleme meydana gelerek mekan kazanımı sağlanmıştır.

Taşıntılar sayesinde daha çok dışa açık, geniş ve aydınlık olan ikinci katlar, alt katlara oranla daha fazla pencere uygulamasına olanak vermiştir. Pencereler daha çok giyotin pencere tarzında ele alınmış ve üçlü gruplar halinde düzenlenmiştir. Pencere önlerinde, dışarıdan bakıldığında içerinin görülmesini engelleyen ahşap kafeslikler görülür. Günlük yaşam evlerin iç mekanında, sofa (hayat) etrafında biçimlenen odalar içerisinde geçmektedir. Bu odalarda genellikle ocak, şerbetlik, yüklük (gömme dolap), raf ve sedir gibi işlevsel birimler bulunmaktadır. Ayrıca birkaç örnek dışında evlerde bağımsız bir gusülhane bulunmadığı için de bazı odalarda büyük ve geniş olarak düzenlenmiş olan yüklükler gusülhane (banyo) olarak değerlendirilmiştir. Odalar içerisinde yer alan bütün bu birimler günlük yaşamın ayrılmaz birer parçasıdırlar.

Evlerin iç mekanları içerisinde yer alan birimler dışında bahçe ya da avlu içerisinde bulunmakta olan ve günlük hayatla bağlantılı başka birimlerde yer almaktadır. Bunlar arasında su kuyusu ve ocak ilk göze çarpan birimlerin başında gelmektedir. Hatta bazı örneklerde ekmek ihtiyacını karşılamak için fırın yapılmış olduğu da görülmektedir. Bu nedenle denilebilir ki; Amasya evlerinde gerek iç gerekse de dış mekanlarda yer alan bütün birimler arasında kesintisiz bir bağlantı söz konusu olup bu bağlantı birbirini tamamlayıcı niteliktedir.

Amasya Bedestenleri

Amasya Bedesteni

Sultan II. Bayezıd’in Kapı Ağalarından Hüseyin Ağa tarafından 1483 yılında yaptırılmıştır.

Osmanlı şehirciliğinin belli başlı merkezlerde meydana getirdiği sistemin bir tekrarı niteliğinde olup, orijinal ölçülerine göre orta boy bir bedestendir. Orijinalinde altı kubbeli bir yapı olup emsallerinden büyük olduğundan emsalleri arasında bir çeşitleme olarak görülmektedir.

Plan şemasına göre ortada iki büyük ayağın taşıdığı kemerlerle altı kubbeli, dört kapılı, doğusunda arastaya açılan diğer cephelerde kemerli dükkanlarla desteklenmiş bir yapı iken 1970’li yıllarda kuzeydeki iki kubbeli mekanı, özel idare iş hanı yapımı sırasında ortadan kaldırılmış ve onarımlar sonucu bu günkü dört kubbesi ile ayakta kalabilmiştir.

Merzifon Bedesteni

Merzifon ilçe merkezinde, Gazi Mahbup Mahallesi’ndedir. Kara Mustafa Paşa Cami’nin hemen doğusunda yer alır. Dikdörtgen planlıdır. Kara Mustafa Paşa Vakfından olup 17. yüzyılda yapılmıştır.

İç mekanda kalın payeleri birleştiren büyük sivri kemerler, dokuz adet kubbeden oluşan üst örtüyü taşımaktadır. Dıştan yapı; bir sıra kesme taş, üç sıra tuğladan oluşan beden duvarlarına sahiptir. Ancak her cephenin orta kesiminde kesme taştan dışa doğru çıkıntı yapmış tonoz örtülü dört adet giriş kapısı mevcuttur. Bu kapılar arasında Bedesteni çevreleyen arasta bulunmaktadır. Üst örtüsü dıştan hemen her bedestende olduğu gibi sekizgen kasnaklı kirpi saçaklı kubbelerle örtülüdür.

XVII. yüzyılda Kara Mustafa Paşa ile altın yıllarını yaşayan Merzifon’un o dönemlerde şehrin çekirdeğini teşkil eden yapılardan birisi olan bedesten, bugün de ticari hayatın odak noktası konumundadır.

Gümüşhacıköy Bedesteni

İlçe merkezinde, Köprülü Camii’nin güneyinde yer alır. Köprülü Mehmet Paşa tarafından 1660 yılında kendi adına camiinin külliyesi olarak yaptırılmıştır. Doğu-batı yönünde ince uzun dikdörtgen planlıdır. Dört kapılı yapının özellikle meydana bakan kapısı diğerlerine göre daha özenli olup üzerine 1900 yılında Yanyalı Mustafa Paşa’nın oğlu Ali Rıza Bey tarafından saat kulesi ilave edilmiştir.

Arada uzun dikdörtgen iki yanına sıralanmış beşik tonoz örtülü dükkanlardan oluşmaktadır. Avluya bakan cepheler her bölümü oluşturan yüksek sivri kemerler ve bunların aralarındaki payandalarla süslüdür. Üst kısımda cephe boyunca payandaların çevresini de dolaşarak uzanan derin silmeler iç mekana ayrı bir görünüm ve hareket kazandırmıştır.

Zamanla yapılan restorasyonlar sonucu kısmen değişikliğe uğrayan bedestenin giriş kapılarındaki kırmızı-beyaz kemer örgüsü dikkat çekmekte olup yapıya ayrıca renk katmıştır.1900’lerde yapılan saat kulesinin yıkılması üzerine yerine bugünkü kulelerin yapıldığı bilinmektedir.

Amasya Camiileri

Fethiye Camii

Fethiye Mahallesi’nde yer almaktadır. Kilise ıken Danışmendli Fetih Gazi 1116 yılında camiye çevirtmiş. Değişik dönemlerde tamir görmüş olan yapıya 1883 yılında (İncezade) Hacı Mehmet Arif tarafından minare ilave edilmiş, 1939 depreminden sonra yeniden onarılmıştır.

Burmalı Minare Camii

Dere Mahallesi’nde yer almaktadır. Selçuklu Sultanı II Gıyasettin Keyhüsrev zamanında, Vezir Ferruh ve kardeşi Haznedar Yusuf tarafından (1237-1247) tarihleri arasında yaptırılmıştır. 1590 da deprem ile, 1602 de yangın sonunda hasar gören bina onarım görmüş, daha önce ahşap olan minare burmalı olarak yapılmıştır.

Ahşap minberi kitabeli olup Mahkeme Camii olarak da bilinmektedir.

Çilehane Camii

Sofular Mahallesi’nde, Pirler Parkı karşısındadır. Yakup Paşa tarafından 1413 yılında yaptırılmış olup mescit, türbe ve çile hücrelerinden oluşmakta olan bir Halveti Tekkesi’dir.

Gümüşlü Camii

Gümüşlü Mahallesi’nde olup ilk defa Gümüşlüzade Taceddin Mahmut Çelebi tarafından 1326 yılında yaptırılmıştır.

Kare plân şemasına sahip olan eser, ahşap kubbe ile örtülüdür.

Bayezıd Paşa Camii

Kunç Köprü’ nün kuzey doğusundadır. Çelebi Mehmed devrinde, Amasya Valisi Bayezid Paşa tarafından 1414 yılında yaptırılmıştır.

Ters T plan şemasına sahip zaviyeli camilerdendir. Son cemaat mahalini çevreleyen mermer üzerindeki geometrik süslemeler, dikkat çekici özelikleri arasında yer almaktadır.

Yörgüç Paşa Camii

Gökmedrese Mahallesi’ndedir. Sultan II. Murad’ın vezirlerinden Atabey Abdullah Oğlu Yörgüç Paşa tarafından 1428 yılında yaptırılmıştır.

Ters T plan tipinde olan eserin, dış duvarları kesme taştandır. Giriş cephesi kemerlerinde kırmızı ve beyaz mermer geçmeler yapının görünümüne ayrı bir güzellik katmıştır.

II. Bayezid Külliyesi

Sultan II. Bayezıd adına 1486’da Amasya Valisi Şehzade Ahmet tarafından; cami, medrese, imaret, türbe, şadırvan ve çeşmeden ibaret külliye olarak yapılmıştır. 15.yüzyılın son çeyreğinde yan mekanlı camii mimarisinin gelişmiş bir örneğidir.Yapının kuzeyinde altı adet sütunun taşıdığı kemerler üzerine beş kubbeli son cemaat yeri ve içeride ise mihrap ekseni üzerinde büyük ve geniş bir kemer açıklığı ile birbirine bağlanmış arka arkaya iki kubbeyle örtülü dikdörtgen bir mekan ve buraya açılan üçer kubbeli yan mekanlardan ibarettir.

II. Bayezid Külliyesi amasya

Mihrap, minber ve taç kapısı genel olarak sade olup beyaz mermerden özenli biçimde yapılmıştır. İhtişamlı taç kapısı, kitabesi, silmeleri, statikleri ile zarif ve özenlidir. Ayrıca ahşap pencere kanatları, 15. y.y. ahşap kündekari tekniğinin en güzel örneklerindendir.

Caminin batısında, (U) planlı revaklı açık avlulu, onsekiz hücreden ibaret medrese yer almaktadır.

Yapı günümüzde İl Halk kütüphanesi olarak kullanılmaktadır.

Caminin doğusunda, (L) plânlı imaret yapısı bulunmaktadır. Bugün, esas fonksiyonuna uygun olarak Amasya Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın aşevi olarak faaliyet göstermektedir.

Her iki minare hizasında bulunan yaşlı çınar ağaçlarının külliye ile yaşıt olduğu tahmin edilmektedir.

Mehmet Paşa Camii

Mehmet Paşa Mahallesi’nde Pirinççi Caddesi üzerindedir.

Kitabesine göre, Sultan II. Bayezid’in vezirlerinden Hızır Paşa Oğlu Mehmet Paşa tarafından 1485 yılında yaptırılmıştır.

Caminin sade mimarisinin aksine mermerden çok sanatlı biçimde işlenmiş minberi mermer işlemeciliğinin seçkin örneklerindendir.

Caminin ahşap kapı kanatları halen Amasya Müzesi’nde teşhir edilmektedir.

Şamlar (Ayas Ağa) Camii

Şamlar Mahallesinde bulunmaktadır. Sultan II. Bayezid’ın Kapı Ağası Ayas Ağa tarafından 1495 yılında yaptırılmıştır. Kare planda ve tek kubbeli olan caminin beden duvarları moloz taştan örülmüştür. Cami avlusunu üç taraftan medrese odaları çevirmektedir.

Hatuniye Camii

Hatuniye Mahallesinde bulunmaktadır. Sultan II. Bayezid’in hanımı ve Şehzade Ahmet’in annesi Bülbül Hatun tarafından 1510 yılında yaptırılmıştır.

Şirvanlı (Azeriler) Camii

Bayezid Paşa Mahallesi’ndedir. Karabağlı Şeyh Hacı Mahmut Efendi tarafından Azerbaycan’ın Şirvan kentinden toplanan yardımlarla 1876 yılında başlanmış ve 1895 te bitirilmiştir.

Kare planda olan caminin kuzey cephesinde dört sütunlu ve üç kemerli son cemaat yeri bulunmaktadır. Caminin doğusunda yine kare planlı fakat camiden daha küçük ve camiye bitişik türbe bulunmaktadır. Türbede Mir Hazma Nigari medfun bulunmaktadır.

Kara Mustafa Paşa Camii

Merzifon ilçesinin Gazi Mahbup Mahallesi’ndedir.1666 tarihinde yapılmıştır. Tümüyle dikdörtgen plânda olan asıl ibadet mekânı iki bölümden oluşmuştur. Tek kubbeli ana bölüme, kuzeyde kubbe ağırlığı, üç kemer ve iki paye üzerine bindirilmiş, böylece kuzey duvarı geriye alınarak, mekan boyuna olarak genişletilmiştir. Payeler arasında kalan kısımlardan orta bölüm yarım kubbeli büyük bir niş halinde, yanlar ise birer küçük kubbe ile örtülerek, esas ibadet mekânı ile birleştirilmiştir. Orta kısımdaki nişin yüksekliği yanlara göre daha yüksek tutulmuş ve tek düzelik ortadan kaldırılarak iç mekana değişik bir görünüm getirilmiştir. Asıl ibadet mekanının üzerini örten büyük kubbenin geçişi köşe trompları ile sağlanmıştır.

Dış cephesi, tamamıyla kesme taştan yapılmıştır. İbadet mekanının üzeri büyükçe bir kubbe ile örtülüdür. Sekizgen kubbe kasnağının köşe boşlukları yine sekizgen ağırlık kuleleri ile desteklenmiş ve estetik açıdan bir bütünlük sağlanmıştır.

1900’lü yıllarda sekizgen planda yapılan şadırvanın kalem işi süslemeleri Zileli Emin tarafından yapılmış olup, süslemelerde eski İstanbul tanımlanmıştır.

Amasya Darüşşifa (Bimarhane)

1308-1309 yılında İlhanlı Hükümdarı Sultan Muhammed Olcaytu ve hanımı İldus Hatun adına yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı, açık avlulu, eyvanlı, kenarlarda tonoz örtülü mekanları bulunan tipik bir Selçuklu medrese plân şemasına sahip bir tıp medresesidir. Taç kapı giriş detaylarıyla ünlüdür.

Amasya Darüşşifa

Burası bir taraftan eğitim yapılırken diğer yönden hastaların tedavi edildiği, cerrahi müdahalelerle öğrencilere ameliyatların gösterildiği, uygulamalı öğretim yeri olmuş, sonraki zamanlarda ruh hastalarının da tedavi merkezi haline gelmiştir. Günümüzde belediye konservatuar olarak kullanılmaktadır.

Amasya Medreseleri

Sultan Bayezid Medresesi

Ziya Paşa Bulvarındaki Bayezid Camii’nin batısındadır.1486 yılında Osmanlı Sultanı II. Bayezid yaptırmıştır. Günümüzde İl Halk Kütüphanesi olarak kullanılmaktadır. Kesme taştandır. U planlıdır. Avlu çevresindeki kubbeli revakların arkasında öğrenci hücreleri vardır. Kare planlı dershane sekizgen kasnaklı kubbeyle örtülüdür.

Gök Medrese

Amasya Valisi Seyfettin Torumtay tarafından 1267 yılında yaptırılmıştır. Cami, türbe ve medrese fonksiyonlu tipik Selçuklu eseridir. Kümbet üzeri mavi (turkuaz) çinilerle süslendiği için külliyeye Gök Medrese adı verilmiştir.

Haliliye Medresesi

Gümüşhacıköy İlçesi, Gümüş Beldesi’nde yer almaktadır. Çelebi Sultan Mahmed’ in Gümüş Madeni Emirliği’ne tayin ettiği Halil Paşa tarafından 1415 yılında yaptırılmıştır. Dikdörtgen avlunun etrafını ahşap ve sivri kemerli, düz tavanlı revaklar çevirmekte olup, arka kısımlarda medrese odaları ve dershaneler sıralanmaktadır.

Çelebi Mehmed Medresesi ve Saat Kulesi

Merzifon İlçesinde bulunmaktadır. Yıldırım Bayezid’in oğlu Çelebi Mehmed tarafından 1414 yılında yaptırılmıştır.

Selçuklu Medrese mimarisinde olduğu gibi dört eyvanlı ve kare plânlı olarak yaptırılmıştır. Giriş kapısı üzerinde yer alan Saat Kulesi ise Amasya Mutasarrıfı Ziya Paşa tarafından 1865 yılında ilave ettirilmiştir.

Küçük Ağa Medresesi

Şamlar-Ayas Ağa Caminin bitişiğinde, Danışmendlilerden Melik Gazi tarafından ilk defa cami, mektep ve medreseden oluşan küçük bir külliye olarak yapılmış, yıkılınca 1495 yılında II. Beyazid’in Kapu Ağası Hüseyin Ağa tarafından onarılmıştır.

Büyük Ağa Medresesi

Sultan II. Bayezıd’ın Kapı Ağası Hüseyin Ağa tarafından 1488 yılında yaptırılmıştır. Selçuklu mezar anıtlarında görülen sekizgen plân şeması, ilk defa bu medresede uygulanmıştır.

Amasya Çeşmeler

Osmanlı dönemi su kültürünün mimari öğeleri olan çeşmelerden günümüze gelen örnekler

  • Narlıbahçe Çeşmesi (Osmanlı)
  • Hatuniye Çeşmesi (Osmanlı)
  • Hünkar Çeşmesi (Osmanlı)
  • Kadılar Çeşmesi (Osmanlı)
  • Çilehane Çeşmesi (Osmanlı)
  • Büyük Ağa Çeşmesi (Osmanlı)
  • Saraydüze Sultan Çeşmesi (Osmanlı)
  • II. Bayezid Çeşmesi (Osmanlı)

Amasya Türbeleri

Halifet Gazi Türbesi

Danişmend Emiri Halifet Gazi adına yaptırılmıştır. Selçuklu Dönemi eseridir. Sekizgen planlıdır. Halifet Gazi’nin mezarı üzerinde Roma Dönemi’ne ait eros figürlü, akroterli ve girland bezemeli bir mermer lâhit bulunmaktadır.

Cumudar Türbesi

Anadolu Nazırı Şehzade Cumudar için 1242 yılında, kare taban üzerine sekizgen planlı, kesme taş duvarlı olarak yaptırılmıştır. Burmalı Minare Camii bitişiğindedir.

Torumtay Türbesi

Amasya Valisi Seyfeddin Torumtay tarafından 1278 tarihinde, dikdörtgen planda iki katlı olarak kesme taştan yaptırılmıştır. Güney cephesi taş işçiliğinin en güzel örneklerini sergilemektedir. Gök Medrese karşısındadır.

Hamdullah Efendi Türbesi

Pirler Parkı güney-batı ucundadır. 1847 yılında yaptırılmıştır. Kare planlı, tek kubbeli, kubbeye geçişler troplu, kapı ve pencere söveleri düzgün kesme taş, duvarları ise moloz taş tekniği ile yapılmıştır.

Pir Sücaeddin İlyas Türbesi

Yukarı Pirler Türbesi adıylada tanınan türbe, Pirler Parkı içerisindedir. Gümüşlüzâde Ahmet Bey tarafından 1486 yılında yaptırılmıştır

Pir Sücaeddin İlyas, damadı Pir Celaleddin Abdurrahman, torunu Pir Hayreddin Hızır Çelebi ve bunların aile efrâdı yatmaktadır.

Amasya Kaleleri

Amasya Kalesi

Şehri savunmak için en elverişli yer olan Harşena Dağı üzerinde kurulmuştur. Kale içi kesme taş, sur duvarları moloz taştan yapılmış olup sekiz savunma kademesine sahiptir. Erken Tunç Çağı’ndan (M.Ö. 3200) itibaren Osmanlı sonuna kadar savunma amaçlı kullanılmıştır.

amasya 2

Kaleköy Kalesi

Amasya-Tokat Karayolu’nun 24. km’sinden kuzeye ayrılan stabilize yolun 4.km’sinde bulunan Kaleköyü’nün kuzeyindeki kayalık alan üzerinde bulunmaktadır.

Roma Dönemi’nde bölgeden geçen kervan yolunun güvenliğini sağlamak amacıyla inşa edilmiştir.

Gökçeli Kalesi

Amasya Göynücek İlçesi’nin 8 km kuzeybatısında, Gökçeli Köyü’nün yaklaşık bir km. kuzeydoğusundaki kayalık üzerinde, Çekerek Vadisi’ne hakim bir mevkiide yer almaktadır. Romalılar döneminde garnizon olarak kullanılmıştır.

Baraklı Kalesi

Taşova İlçesi Özbaraklı Beldesi’nin güneyinde, yaklaşık 2 km uzaklıktadır. Romalılar döneminde, bölgeden geçen kervan yolunun güvenliğini sağlamak üzere inşa edilmiştir.

Amasya Hanları

Ezine Pazar Hanı

Amasya-Tokat karayolunun 35. km.sinde yol kenarındadır. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat ‘ın hanımı Mahperi Hatun tarafından yaptırılmıştır. İç kısmı kemerli üç bölümden olup tonoz örtülüdür. Osmanlılar zamanında onarım görmüştür.

Merzifon Taş Hanı

Merzifon İlçesi’nde, Bedesten ile karşı karşıya bulunan Taş Han, tipik Osmanlı şehir hanlarından biri olup yapı tekniği ve işçilik itibariyle 17. y.y. karakterini göstermektedir.

Duvarları kesme taş, arasında tuğla hasıllıdır. Dikdörtgen planlı olup iki katlıdır. Yuvarlak kemerli kapısı güney yüzündedir. Avlu kalın kesme taş sütunlu revaklarla çevrilidir. Kuzey cephede revakların önüne yapılmış olan yan yana iki zarif çeşme hanın içine ayrı bir güzellik katmaktadır.

Amasya Taş Hanı

Amasya Mutasarrıfı Hacı Mehmet Paşa tarafından 1758 yılında yaptırılmıştır. Dikdörtgen plana sahip binada alt ve üst katlardaki dükkanlarla da bağlantılı iç batı cephedeki bir portalle dışarıya açılmaktadır. Doğu-batı ve kuzeyde dış cepheler birinci kat boyunca tonozlu dükkanlarla çevrilidir. Orijinalinde, beden duvarları kesme taş tuğla sıraları ile iki kat halinde yükselmekte ise de bugün büyük bir kısmı harap durumdadır.

Amasya Köprüleri

Alçak Köprü

Roma Dönemi’nde, Antik Amasya Kalesi’nden karşı mahallelere geçişi sağlamak amacıyla İris Nehri (Yeşilırmak) üzerine inşa edilmiştir. Nehir yatağının yükselmesi sonucu köprü kemerleri aşağıda kaldığından Amasya Valisi Ziya Paşa tarafından 1865’te köprü kemerleri üzerine ayaklar inşaa edilerek günümüze kadar gelmiştir.

Çağlayan Köprü (İltekin Gazi)

İl merkezine 5 kilometre mesafede Helvacı Mahallesi Eryatağı sapağındadır. 1076 yılında Danişmend Emirleri’nden İltekin Gazi tarafından yaptırılmıştır. Köprü, tamamı kesme taştan 6 adet yuvarlak kemer üzerine oturtulmuştur. Halk arasında uzun yıllar İltekin Köprüsü adıyla anılmıştır.

Kunç Köprü

Selçuklu Hükümdarı Sultan Mesut’ un kızı Hundi Hatun tarafından yaptırılmıştır. Bayezitpaşa ile Şamlar Mahallelerini birbirine bağlar. Üç büyük ayak üzerindeki geniş kemer açıklığı en dikkat çeken özelliğidir.

Meydan / İstasyon Köprüsü

Ziyapaşa Bulvarı’nın bitiminde Üçler Mahallesi’ni İstasyon mevkiine bağlayan köprüdür. Selçuklu Sultanı I. Mesut tarafından, kesme taştan, 5 gözlü, kemerli, harpuşta tarzında 1145 yılında inşaa ettirilmiştir. 1374 yılındaki depremde yıkılan köprü, Şadgeldi Paşa zamanının yapı karakteri korunarak kesme taştan yeniden yapılmıştır.Yapı, en son Amasya Ayanı Özlü Yusuf Ağa tarafından 1828 yılında onarımı yaptırılmıştır.

Amasya Ören Yerleri

Kral Kaya Mezarları ve Kızlar Sarayı

Helenistik Dönemde, Harşena Dağı’ nın güney eteklerindeki kalker kayalara oyularak, anıtsal boyutta mezar odası olarak yapılmıştır. Antik Çağ yazarı Strabon, mezarların krallara ait olduğunu belirtmektedir. Bu ören yeri içerisinde 15.yy. Osmanlı Dönemi’ne ait iki adet özel hamam yer almaktadır.

Amasya Kral Kaya Mezarları

Aynalı Mağara

Ziyaret Beldesi yolu üzerinde, Helenistik Dönem’e ait olup en iyi işlenmiş ve tamamlanmış anıtsal kaya mezarıdır. İçerisinde mezar odası ve tavandan zemine kadar; kahverengi ve kırmızı boya ile yapılmış Hz Meryem ve On İki Havari tasvirlerinden oluşan Bizans Dönemi duvar resimleri bulunmaktadır. Yeşilırmak vadisi içerisinde 25 civarında kaya mezarı bulunmaktadır.

Ferhat Su Kanalı

Geç Hellenistik – Erken Roma dönemine aittir. Antik Amasya Kenti’nin su ihtiyacını karşılamak üzere yapılmıştır. Kayalar oyulup tüneller açılarak, yer yer duvar şeklinde tonozlu bir biçimde arazi eğimine göre, su terazisi sistemine uygun olarak yapılmıştır. Bu durumuyla ünlü “Ferhat ile Şirin Efsanesi”’ne konu edilmiş olup, halk arasında “Ferhat Su Kanalı” olarak bilinmektedir.

Kanalın Ferhatarası Mevkii’nde, karayoluna paralel olarak yaklaşık 2 km.uzunluğundaki bölümü görsel olarak izlenebilmektedir.

Yassıçal Sunağı

Yassıçal Beldesi’nin 3 km. güney batısında, Erbaa–Horoztepe’den Zela (Zile) Kenti’ne uzanan Antik Roma Yolu üzerinde yer almaktadır.

Geç Helenistik-Erken Roma dönemlerinde dini törenlerin yapıldığı kutsal alandır. Etrafı “Temenos Duvarı” ile çevrili olup ortasında “Altar” (sunak) bulunmaktadır. Bu alanda Müze Müdürlüğü Başkanlığında 2006 yılında bir kurtarma kazısı yapılmıştır. Ancak günümüzde sadece yıkık çevre duvarlarını görmek mümkündür. Halk arasında “Büyük Evliya Tepesi” olarak anılmaktadır.

Amasya Hamamlar

Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemleri anıtsal mimari eserlerinden olan ve çoğunun faaliyetini sürdürdüğü hamamlar, İlimiz Merkezi ve İlçelerinde örnekleri oldukça fazladır.

Halen çalışır durumda olan hamam örnekleri;

Mustafa Bey Hamamı

Mehmet Paşa Mahallesi’ndedir.Yörgüç Paşa’nın oğlu Mustafa Bey tarafından 1436 yılında yaptırılmıştır. Kare planlı soyunmalık ve sıcaklık kısımları iki ayrı kubbe ile örtülüdür.

Kumacık Hamamı

Bayezidpaşa Mahallesi Künç Köprü hizasındadır. Kapıağası Ayasağa tarafından 1495 yılında yaptırılmıtır. Kare planlı suyunmalığın üzeri Türk üçgenleri ile geçilen büyük bir kubbe ile kapatılmıştır. Sıcaklık kısmı, bir ana kubbe, dört eyvan ve iki halvet hücrelerinden oluşmaktadır. Kubbeler dıştan alaturka kiremitle örtülüdür.

Paşa Hamamı

Merzifon İlçesindedir.Sadrazam Karamustafa Paşa tarafından 1678 yılında yaptırılmış olup, Osmanlı hamam kültürü mimari öğelerinin güzel örneklerinden biridir. Kubbeli soyunmalığı, uzun dikdörtgen şekilli soğukluğu ve sekizgen kasnak üzeri sıcaklığı, kubbe ile örtülüdür.

Amasya Müzeleri

Amasya Müzesi

Müzemiz ilk defa 1925 yılında II. Beyazıt Külliyesi’nin bir bölümü olan medrese binasında az sayıda arkeolojik eserler ile mumyaların bir araya getirilmesi sonucu Müze deposu olarak kurulmuştur.

Daha sonra eserlerin çoğalması ve teşhir edilecek yeni mekanlara ihtiyaç duyulması neticesinde 1962 yılında Selçuklu Dönemi Monumental yapılardan olan Gökmedrese’ye nakledilmiştir.

Amasya Müzesi

22 Mart 1977 yılında yeni yapılan bugünkü modern binasına taşınmış olup 14 Haziran 1980 tarihinde ziyarete açılmıştır.

Kalkolitik Çağ’dan itibaren Tunç Çağı,Hitit, Urartu, Frig, İskit, Pers, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait 12 aynı medeniyete ait Arkeolojik, Etnoğrafik, Sikke, mühür, El Yazması ve Mumyalar olmak üzere bugün itibari ile 23.476 eseri ile Hazeranlar Konağı ve Kral Kaya Mezarları Örenyeri ile birlikte üç birim halinde bölgenin en modern müzesi olarak ülkemiz kültür ve turizmine hizmet etmektedir.

Açık Hava Teşhiri (Bahçe)

Müze binasının batısında bulunan müze bahçesi içerisinde Hitit, Hellenistik, Roma, Bizans, İlhanlı, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait taş eserler teşhir edilmektedir.

Mumyalar

Müzemizdeki mumyalar,müze bahçesi içerisinde yer alan Selçuklu Sultanı I.Mesud ‘a ait türbede teşhir edilmektedir.

Müzemizde sekiz adet mumya bulunmaktadır. İşbuğa Nuyin, Cumudar İzzettin Mehmet Pervane Bey, Cariyesi,kız ve erkek çocuklarına ait oldukları sanılmaktadır. 14.yy. İlhanlı’ların Anadolu’daki hakimiyetleri döneminde nazırlık ve emirlik yapmış şahsiyetlere aittir.

Hazeranlar Konağı (Müze Ev)

Müze Müdürlüğüne bağlı birim, 1865 yılında dönemin defterdarı Hasan Talat Efendi tarafından inşa ettirilmiştir. Müze-Ev Etnoğrafya Müzesi olarak kullanılan Hazeranlar Konağı 1979 yılında Bakanlığımız,Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılarak restorasyonu yapılmıştır.

Hazeranlar Konağı teşhirinde toplam 355 civarında Etnoğrafik eser kullanılmıştır. Bu eserler arasında 19.yy. yaşantısını yansıtan giysiler,halı ve kilimler,günlük konakta kullanılan mutfak eşyaları ve kadın ziynet eşyaları gibi malzemeler yer almaktadır.

Konak teşhirinde yer alan etnoğrafik eserler arasında, özellikle kitabeli olan halılar, bindallılar gümüş takılar ve altın renkli sırma işlemeler dönemin özelliklerini yansıtması açısından önem arz etmektedir. Konak bugünkü hali ile üst katlar Müze Ev,bodrum katı ise Güzel Sanatlar Galerisi olarak kullanılmaktadır.

Şehzadeler Müzesi 

Amasya Şehzadeler Müzesi, 1800’lü yıllarda inşa edilen ve mal sahibi tarafından 1986 yılında yıktırılan, Yalıboyu evleri olarak isimlendirilen 67 tescilli konaktan birisidir. 2007 yılında Amasya Valiliği tarafından aslına uygun olarak inşa edilen bina, İl Özel İdaresi Özel Şehzadeler Müzesi olarak 2008 tarihinde ziyarete açılmıştır. Müze; Alçak Köprünün sol başında, Hatuniye Mahallesi girişinde, Yeşilırmak Nehri kıyısında, Eski Sur Duvarları üzerine kurulmuş olup, iki katlı ahşap binadan oluşmaktadır.

Alt katta Amasya’da valilik yapan fakat sultan olma fırsatı bulamayan şehzadelerin balmumu heykelleri, üst katta ise Amasya’da valilik yapıp, sonra Osmanlı Devleti’nde sultan olan(Şehzade) padişahların balmumu heykelleri sergilenmektedir. Müzenin iç tasarımında söz konusu sultanların yaşamış oldukları yaklaşık 150 yıllık bir zaman diliminin etkin sanat unsurlarına yer verilmiştir. Müzeye hâkim olan alçı üzeri kalem işi desenler, duvarları süsleyen çini panolar, tavan göbekleri, hat, tezhip, minyatür ve ebrular 14., 15. ve 16. yüzyıl sanat anlayışını yansıtmaktadır.

Alt katta yer alan çini pano 20×20 cm ebatında 150 parçadan oluşmaktadır. Sağlı sollu rumi desenler arasına yerleştirilen cennet servileri birçoğu genç yaşta hayata veda eden şehzadelerin cennete gittiklerini ifade etmektedir. Üst kattaki çini panoda ise 20×20 ebatında 160 parçalık bir kompozisyon yer almaktadır. Sağ ve solda yer alan lale motiflerinin arasına yerleştirilen hayat ağacı evrenin sıkça değişip geliştiğini, aynı zamanda köklü yerleşme ve kök salmayı anlatmaktadır. Müzedeki halıların tamamı el dokuması, kök boyası kullanılarak yapılmış yün halılardır.

Saraydüzü Kışla Binası ve Milli Mücadele Müzesi 

Milli mücadele döneminde Atatürk ve arkadaşlarına ev sahipliği yapmış olan Amasya, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda ve milli mücadelede önemli bir yere sahiptir. Milli Mücadele döneminde Samsun’dan sonra 12 Haziran 1919’da Amasya’ya gelen Atatürk, Saraydüzü Kışla Binası’nda uzun süren müzakereler sonucu 21-22 Haziran 1919’da Amasya Genelgesi’ni bütün ulusa duyurmuştur. Kışla Binası, Cumhuriyetimizin Doğum Belgesi olan “Amasya Genelgesi’nin” bütün Dünya’ya duyurulduğu yer olması bakımından yakın tarihimizde önemli bir mekan olma durumuna gelmiştir. .

Bölgede bulunan ve yaklaşık 350 yıl boyunca Osmanlı şehzade ve sultanlarının doğup büyüdükleri, ikamet ettikleri sarayları uzun yıllar boş kalmış, 1883 yılında bakımsızlık ve depremlerden nedeniyle yıkılarak tamamen ortadan kalkmıştır. Bu sarayın kalıntılarının bulunduğu alanda, Amasya ve bölgesindeki azınlıkların taşkınlıklarını önlemek için ihtiyat askerlerinin ikamet edeceği binaya ihtiyaç duyulmuş, 3. Orduya bağlı 5. Kafkas Fıkrası ( Alay sancağı) için 1898-1900 yılında sarayın olduğu yere 5 binadan oluşan kışla binası inşa edilmiştir. 1930 yılından sonra önemini yitiren Kışla Binası, 1944 yılında tamamen yıktırılmış, yerine askeri lojman ve subay orduevi yaptırılmıştır. 1986 yılında ise heyelandan etkilenme sebebiyle bina tamamen yıkılmıştır.

1997 yılında binanın tekrar yapılması kararı alınmıştır. Fakat bulunduğu yer heyelan riski taşıması itibariyle binanın başka bir yere yapılması kararı alınmıştır. Şamlar Mahallesi girişinde 2007 yılında eski dış görünümüne sadık kalınarak, rekonstrüksiyon olarak bugünkü görünümüne kavuşmuştur. İçinde, Atatürk ve heyetteki arkadaşlarının 12 Haziran 1919 günü saat 17:00’ da Cülüstepe mevkiinde Amasyalı heyet tarafından karşılanış anları balmumu heykellerle canlandırılmıştır, binada ayrıca Amasya Genelgesi’nin eski ve yeni nüshaları ile milli mücadele yıllarından kalan silah ve evrakların sergilendiği Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Milli Mücadele Müzesi oluşturulmuştur.

Alparslan Belediyesi Müzesi

Yöreden derlenen Helenistik, Roma, Bizans, Şelçuklu, Osmanlı Dönemlerine ait arkeolojik ve etnoğrafik eserler ile sikkelerinden oluşan bir belde müzesidir. XIII. Yüzyıla tarihlenen ve kasabanın kuzeyindeki ören yerinden getirilerek teşhir edilen Selçuklu Dönemi’ne ait orijinal ahşap sanduka, türbe kapısı ile orijinal vakfiyesi ve seceresi de bulunmaktadır.

Sabuncuoğlu Tıp Ve Cerrahi Tarihi Müzesi

Bimar kelime anlamı itibari ile “hasta” demektir. Bimarhane ya da darüşşifa denilen binalar, Selçuklu ve Osmanlı döneminde hastaları iyileştirme amacıyla inşa edilmiş yapılardır.

Amasya, Yakutiye mahallesinde, Yeşilırmak’a paralel olarak uzanan cadde kenarında medrese plan şemasında inşa edilmiş olan Darüşşifanın giriş kapısı üzerinde, kapı nişini üç yönde tek satır halinde dolanan Arapça kitabesinden, yapıyı 1308 yılında, İlhanlı hükümdarı Sultan Olcaytu Mehmed Han, karısı İlduz Hatun ile Amasya’ya geldiklerinde, kölesi olan Anber Bin Abdullah ile Anadolu Emiri Ahmed Bey’e inşa ettirdiği öğrenilmektedir. Ancak mimarı hakkında herhangi bir bilgi yoktur. Darüşşifanın günümüze ulaşmamış vakfiyesinin 1312 ‘de düzenlendiği de bilinmektedir.

Dikdörtgen bir avlu etrafında, uzun eksene paralel iki revak sırası ve bu revakların gerisinde çeşitli mekanlar yer almış, giriş eyvanı ile karşısındaki ana eyvanla da yapı, avlulu iki eyvanlı bir şemaya sahip olmuştur. Ana eyvan sivri bir kemerle avluya açılmıştır. Üstü ise çatı-tonoz sistemiyle örtülmüştür. Ana eyvanın doğu duvarında iki yanı tuğla örgü söveli yüksek bir dikdörtgen pencere bulunur. Eyvanın iki yanında yer alan köşe mekânlarına, revaklara açılan yay kemerli birer kapı ile girilir. Enine dikdörtgen olan bu köşe mekânlarının üstü birer beşik tonozla örtülmüştür. Avlunun iki tarafındaki revaklar ise zar, mukarnaslı ve profilli olarak çeşitlilik gösteren başlıklara sahip sütunlara dayanan muntazam kesme taştan sivri kemerlerle meydana getirilmiştir. Üzeri düz taş bloklarla geçilerek örtülmüş revakların gerisinde yer alan uzun salonlar halindeki mekânlar yay kemerli üçer kapı ile revaklara açılır. Bu salonlar tuğladan sivri kemerlerin desteklediği uzun beşik tonozla kapatılmıştır. Bu kemerler beden duvarları içine yerleştirilmiş bingi taşlarına oturmakta ve mekânlar da mazgal pencerelerle dışa açılmaktadır.

 

Revakların altına doğrudan doğruya bir kemerle bağlanan iki taraftaki beşik tonoz örtülü eyvanımsı mekânlar, adeta avlunun iki tarafında bulunan mekânlara geçiş imkânı veren koridorlar halindedir. Batıdaki köşe mekânlarının giriş kapıları, doğudakilerden farklı olarak duvar örgü dokusuyla meydana getirilmiş olup sivri kemerlidir. Taç kapı tarafındaki köşe mekânlarının önemli bir özelliği de, büyük birer pencereyle batı cephesine açılmış olmalarıdır. Bunlar yan cephelere ise birer mazgal pencereyle açılırlar. Abidevi bir eyvan görünüşündeki taç kapı mekânı, sivri kemerli, beşik tonoz örtülüdür. İki yanda yay kemerli birer niş burayı hacim olarak daha etkili kılar. Taç kapı açıklığı ise kırık yay kemerli ve iki yanı profilli bir şekilde inşa edilmiş bir nişle cepheye bağlanmıştır.

Minyatür Amasya Müzesi

Minyatür Amasya Müzesi, 1914 yılında çekilmiş bir fotoğraftan esinlenerek yapılan bir tarihi kent maketidir. Sultan Beyazıt Külliyesinin imaret binasının bir salonu içinde 80 m² lik bir alanda yer alır. Yapımı 2008 yılında Amasya Valiliği il Özel idaresi tarafından başlanmış ve 14 Mayıs 2010 tarihinde hizmete açılmıştır.

O yılların şehir dokusu ve kültürel yapısını birebir yansıtan nostaljik bir görünüm arz etmektedir. Ayrıcalıklı kılan özelliği mekân ve mimari yapılarının yanı sıra dağlarıyla, akan Yeşil Irmağı ile treniyle, belli noktalarda hareket halindeki figürleri ile gündüzünü izlerken; 2300 yıldız simülasyonu ve şehir aydınlatmaları ile gecesini de yaşayacağınız bütün bir Amasya canlandırılmaya çalışılmıştır. Burayı gezen ziyaretçiler gerek Türkçe gerek İngilizce sunumlarını dinleyebilir, taksimler eşliğinde kentin dokusunu yaşayabilir.

Maketimiz 1/150 ölçeğinde 1860 mimarî bina ve yapı, insan hayvan ve araç figürleri yer almakta. Kalenin yer aldığı Harşena dağı 125,000,000 nokta taranarak rölevesi çıkartılıp 1/1000 hassasiyetli CNC tezgahlarında oluşturulmuş. Binalar ve mimariler yüksek mukavemetli kompozit malzeme ile 3 boyutlu yazıcılarda üretilmiştir. Türkiye’nin ölçek bazında en büyük kent maketidir. Dünya bazında ise 900 m²’lik Newyork maketinden küçük Zürih ve Sidney maketlerinden büyüktür.


Benzer Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir