Ana Sayfa » Antalya » Antalya’nın Tarihi Yerleri, Antalya Evleri, Kaleleri, Camileri, Müzeleri

Antalya’nın Tarihi Yerleri, Antalya Evleri, Kaleleri, Camileri, Müzeleri

Sponsorlu Bağlantılar

Antalya ili de tarihe tanıklık etmiş şehirlerden birisidir ve oldukça zengin bir geçmişe sahiptir. Antalya’ya giden herkesi gezip görmesi gereken tarihi yerler oldukça fazladır. Antalya’nın tarihi yerleri, Antalya müzeleri, Antalya kaleleri, Antalya camileri, Antalya evleri, Antalya köprüleri ve Antalya’nın diğer tarihi yerleri ile herkes tarafında gidip gezilecek bir şehirdir.

Antalya’nın Müzeleri

Büyük bir kısmını şehrin merkezinde ve Alanya çevresinde olan müzeler, çeşitli kurumlar tarafından işletilmektedir. Antalya’da toplamda 11 adet müze bulunmaktadır. Antalya’nın ilk yerleşiminden Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu sonrasına ait bir çok eserler bu müzelerde sergilenmektedir. Tarihsel süreçten bakılırsa Antalya Müzesi’nden başlayarak Alanya Atatürk Evi Müzesi’ne kadar süregelen müzeler Antalya’nın tarihini aydınlatacak eserleri barındırır. Bunların yanı sıra Kaleiçi Müzesi ve Alanya Kızılkule Etnografya Müzesi de birer etnografya müzesi olarak hizmet vermektedir.

İldeki Antalya Müzesi, Alanya Arkeoloji Müzesi ve Side Müzesi ilk çağ eserlerini, Alanya’daki İçkale Müzesi Selçuklu dönemi eserlerini, Antalya Atatürk Müzesi ve Alanya Atatürk Evi Müzesi de Türkiye Cumhuriyeti dönemi eserlerini ziyaretçilerine sunar. İldeki bu müzeler dışında tematik bir müze olan Antalya Oyuncak Müzesi aynı zamanda Türkiye’deki ikinci büyük oyuncak müzesidir. Türkiye’de yakın zamanda yagınlaşmaya başlayan kent müzesi kurma planları da Antalya’da uygulanmaya başlanmıştır. Antalya Kent Müzesi şu an büyükşehir belediyesi binasında ve bir kısmı açıkhava müzesi olarak hizmet vermektedir.

Antalya Kaleiçi

Kale İçi`nin sokakları dardır. Çoğunlukla limandan yukarılara doğru, dış surlar yönünde uzanırlar. Evler sahiplerinin ekonomik güçleri ve kullanılış amaçlarına göre farlılık gösterebilmektedir. Fakat ortak özellikleri çoktur. Genellikle yığma taştan ve ağaç bağlantılı olarak yapılmışlardır. Hepsinin bir sokak cephesi ve bir de sokak görmeyen bahçesi bulunur. Sokağa bakan yüzde, ilk katta çok az pencere vardır. Üst katta ise “Cumba” denilen ve hem ev, hem de sokak mimarisine uygun olarak yapılmış çıkmalar vardır. Bu çıkmalar ağaç süslemelerle bezenmiştir. Evlerin merkezini, zemin katta, bahçeye açılan ve taş zeminli “Taşlık”lar oluşturur. Bu taşlıklarda ağaçtan dinlenme kanepeleri vardır. Buralardan zemin kattaki odalara geçilebildiği gibi, üst kata da bir merdivenle ulaşılır. Zemin kat evin daha çok hizmet bölümüdür. Depo, mutfak gibi görevi olan odalar buradadır. Üst kat ise yaşam içindir. Üst katın odalarının pencereleri daha büyük olduğundan dolayı daha aydınlıktır. Çoğunlukla bu odalarda üst üste iki sıra pencere vardır.

Sponsorlu Bağlantılar

Antalya’nın Mağaraları

Gürleyik Mağarası

Gürleyik Mağarası, Antalya tatilinizde kısa bir yolculuk yapıp gezebileceğiniz mağaralardan biridir. Mağara İbradi’ye yaklaşık olarak 11-13 kilometre uzaklıktadır. 25 metre civarındaki mağara ağzında yer alan merdivenle mağaranın içine inilmektedir. Gürleyik Mağarası’nın biraz tehlikesi bulunuyor. İlkbahar aylarında içerisinin fazla su dolmasından dolayı, mağaranın yüzeylerinde sivri kalker uçları varlığını gösteriyor. Bu durum botlarla mağara içinde ilerlemeyi güç hale getiriyor.

Derya Mağarası

Antalya Atatürk Parkı’nın içerisinde bulunan Derya Mağarası, hem ulaşım açısından kolay bir noktada bulunmakta hem de şehrin ilginç gezi alanlarından birini oluşturmaktadır. Derya Mağarası Konyaaltı Caddesi üzerinde deniz kıyısına yakın bir şekilde bulunuyor. Denize çok yakın konumda olmasından dolayı deniz mağarası olarak da adlandırılıyor. Oluşumunu tamamen bitirmiş mağaralardan biri olup, denize yakın alanlarında mağaranın içinde deniz sularına rastlanır. Derya Mağarası’nın giriş kısımlarında çok fazla sarkıt ve dikit bulunmamakla birlikte, sarkıt ve dikitler genellikle mağaranın sonlarına doğru çoğalmaktadır.

Mahrumçalı Mağarası

Güzelliklerle dolu Manavgat’ın gezi alanları arasında yer alabilecek noktalardan biridir Mahrumçalı Mağarası. İlçenin Gebece Köyü’ne yakın bir yerde bulunan mağaraya ulaşım oldukça kolay, motor veya araçla gitmek mümkün. Mahrumçalı Mağarası’nın uzunluğu 157 metreyi bulmaktadır. En derin noktası ise -36 metreye yakındır. Hala yarı aktif özelliğini devam ettirmektedir. Şehrin diğer mağaraları kadar görkemli değildir Mahrumçalı. Fakat bölgedeki gezi alanlarını keşfedenler için yeni bir ziyaret alanı olabilir.

Tilkiler Mağarası

Antalya’nın bilinen tüm gezi alanlarının yanı sıra, pek fazla bilinmeyen yerleri, antik şehirleri, mağaraları ve kaleleri bulunuyor. Bu sayfamızda sizlere şehrin yine çok bilinmeyen bir noktasından bahsedeceğiz. Tilkiler Mağarası’ndan… Çok fazla ziyaret edilmeyen Tilkiler Mağarası, özellikle son yıllarda adından bahsettirmeye başlamıştır. Mağara günümüzde de aktifliğini korumaktadır. İlk olarak Oymapınar Barajı’ndaki çalışmalarda fark edilmiştir. Toplamda 7 kilometre uzunluğunda olan Tilkiler Mağarası, sıkıldığınız bir zamanda kısa bir yolculukla saatlerinizi değerlendirdiğiniz bir yer olabilir.

Sponsorlu Bağlantılar

Tilkiler Mağarası

Bu mağaraların dışında birçok mağara daha vardır. Bunlar;

  • Papazkayası Mağarası
  • Küçükdipsiz Mağarası
  • Konakaltı Mağarası
  • Geyikbayırı Mağarası
  • Fosforlu Mağara
  • Zeytintaşı Mağarası

Antalya’nın Antik Kentleri

antalya antik kent

Magydos Antik Kenti

İ.Ö. 4. yüzyıla ait olan tarihi kalıntılarına sahip olan Magydos Antik Kenti, Antalya şehir merkezine 8 kilometre uzaklıkta bulunduğu için kolay bir ulaşım yoluna sahiptir. Magydos, şehrin 8 kilometre uzaklığında kalan plajın ve askeri bölgenin arasında bulunuyor. Kentin kalıntıları arasında yapay liman, hamam ve su kemeri bulunmaktadır. Şehir merkezinde bulunduğunuz günlerde farklı yerler keşfetmek isterseniz Magydos Antik Kenti’ni gezebilirsiniz.

Rhodiapolis Antik Kenti

Rhodiapolis Antik Kenti, Antalya’nın Kumluca ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. İlçeye bağlı olan Sarıcasu Köyü yakınında bir tepe üzerinde bulunan kentin isminden dolayı Rodoslular tarafından kurulduğu tahmin edilmektedir. Kent, Korydalla Antik Kenti’nin 2 kilometre kuzeyindedir. Rhodiapolis Antik Kenti’ndeki tiyatro, sarnıçlar, kilise, Hellenistik kule ve nekrolopis görülmesi gereken kalıntılar arasındadır. Aynı zamanda kaya mezarları da görülmeye değer diğer tarihi kalıntılar arasındadır. Kumluca tatilinize yeni bir keşif alanı eklemek istiyorsanız Rhodiapolis Antik Kenti’ni ziyaret edebilirsiniz.

Korydalla Antik Kenti

Antalya-Kumluca’da bulunan Korydalla Antik Kenti, ismini Luwi dilinden almıştır. Kumluca ilçesine yaklaşık 2 kilometre uzaklıktadır ve ilçenin güney kısmında yer alır. Korydalla Antik Kenti’nin tarihi hakkında çok fazla bir bilgi bulunmamaktadır. Tarihte ilk kez M.Ö. 480 yılında isminden bahsettirmiştir. Roma döneminde yaşam alanı olarak kullanılan şehir, Bizans döneminde ise gelişme göstermiştir. Günümüzde altın ve gümüş kilise eşyalarıyla bilinir. Antik kentteki kilisede bulunan gümüş ve altın eşyaların bir kısmı yurt dışına kaçırılmıştır. Kentin günümüze kadar gelen kalıntıları arasında su kemerleri ve duvar parçaları vardır.

Teimiussa Antik Kenti

Kale’ye bağlı olan Üçağız Köyü’ndeki Teimiussa Antik Kenti, çok bilinmeyen bir tarihi alandır. Kaş ilçe merkezine yaklaşık 18 kilometre kadar uzaklıkta olup, ilçenin güneyinde kalmaktadır. Teimiussa Antik Kenti, Likya liman kentlerinden biridir. Kaş veya Finike’den tekne turlarıyla bu eski yerleşim alanına ulaşabilirsiniz. Kent, İ.Ö. 4. yüzyılda kurulmuştur. Günümüzde arkeolojik bir Sit alanı olarak korunmaktadır. Teimiussa Antik Kenti’ndeki kalıntıların geneli mezarlardan oluşur. Bölgede yer alan çok sayıda mezar görülmeye değer niteliktedir.

Bu antik kentlerin dışında Antalya’da yine birçok antik kent bulunmaktadır. Bunlar;

  • Kyaneai Antik Kenti
  • Trysa Antik Kenti
  • İsinda Antik Kenti
  • Phellos Antik Kenti

Antalya’nın Koyları

Ceneviz Koyu

Antalya-Olimpos’tan yaklaşık 4,5 kilometre uzaklıkta bulunan Ceneviz Koyu, tekne turlarının uğrak yerlerinden biridir. Bakir doğası, güneşin tertemiz sulara yansıması ve daha birçok güzellikleri gözler önüne seren koy, görenlerin hafızalarında büyük bir yer ediniyor. Mavi ve yeşil burada farklı bir atmosfer yaratıyor. Naturel bir tatil isteyenler için ideal bir nokta olan Ceneviz Koyu, Olimpos’ta bulunduğunuz zamanlarda hem keşfedebileceğiniz hem de yüzerek ve güneşlenerek günün tadını çıkarabileceğiniz bir yer. Tatilinize Ceneviz Koyu’nu mutlaka dahil etmelisiniz.

Koru Sahili Doğal Havuzlar Koyu

Alanya-Gazipaşa’nın çevresindeki tarihi ve doğal güzellikler, uzun ve keyifli bir tatil imkânı sunar. Gazipaşa’nın sınırları içerisindeki mağalar, antik şehirler ve plajların birleşimi büyük bir huzurun yanında keyifte verir. Bu sayfamızda sizlere Koru Sahili Doğal Havuzlar Koyu’ndan bahsedeceğiz sizlere. Gazipaşa’nın muhteşem köşeleri arasındaki Koru Sahili Doğal Havuzlar Koyu’nda ilginç oluşumlu kayalar ve birbirinden güzel havuzlarda vakit geçirmek tatilinizin en unutulmaz anlarını yaşatacak sizlere. Bu koyun tadını en iyi mayıs, haziran ve eylül aylarında çıkarırsınız. Özellikle sabah saatlerinde berraklığıyla göz doldurur. Kendinizi bir akvaryumda hissedersiniz. Koru sahili aynı zamanda caretta carettaların yumurtalama alanı… Koydaki havuzlar çok sığ görünse de yüzdükçe derinliği hızlı bir şekilde artar. Gazipaşa’daki Koru Sahili Doğal Havuzlar Koyu, kesinlikle keşfetmeniz gereken bir noktadır.

Karaloz Koyu

Özel bir coğrafyaya sahip olan Kekova, tekne turları için ideal tatil bölgelerinden biridir. Birbirinden güzel koylarında tekneyle gezinmek, Kekova’ya farklı açılardan bakmayı sağlar. Tekne turları genellikle en bilindik koyları gezer. Bu sebepten dolayı şimdiye kadar Karaloz Koyu’nu keşfedememiş olabilirsiniz. Karaloz Koyu her ne kadar rüzgardan kaçan teknelerin sığınak yeri olsa da güzelliğiyle son zamanlarda adından bahsettirmiştir. Koy, tam bir kartpostal güzelliğinde. Yeşillikler arasında küçük bir koy olsa da Kekova’da yapılan tatillerde mutlaka görülmesi gerektiği kanısındayız. Koyun suyu oldukça derin. Rüzgarlara kapalı bir koy olmasından dolayı, büyük bir fırtına çıksa haberiniz olmaz. Kekova tatilinizde tekne turu yapacaksanız eğer, Karaloz Koyu’nu mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Hidayetin Koyu

Kaş Merkez’e 2,5 kilometre uzaklıkta turkuaz sularıyla görenlerine kendine davet eden Hidayetin Koyu, ilçenin en güzel noktalarından biridir. Koyda bir zamanlar Hidayet adında biri yaşarmış. Hidayet öldükten sonra koyun ismi Hidayetin Koyu olarak anılmış. Hidayetin Koyu’na Çukurbağ Yarımadası’nın ortasından geçen kavşağa gelmeden karşınıza çıkacak olan Hamarat Pansiyon’un hemen arasından sola doğru inildiğinde ulaşılmaktadır. Koy bir kumsala sahip değildir. Koy esasında kayalık olmasından dolayı önemli bir yere sahiptir. Her gün bir dalış teknesi görülür koyda. Burada sadece yüzmekten değil sualtına şahit olmaktan da büyük keyif alacaksınız.

Hidayetin Koyu

Antalya’nın Camiileri ve Mescidleri

Murat Paşa Camii: Sadrazam Kuyucu Murat Paşa tarafından 1570 yılında inşa ettirilmiştir. Tek kubbeli ve minaresi olan bu cami, 1960 yılında onarım görmüştür.

c: Tekelioğlu Camisi adı ile de tanınan bu cami, Elmalı Mahallesi, Hükümet Konağı’na yakın cadde üzerindedir. Yazıtına göre 1796 yılında Hacı Osman Ağa Kapıcıbaşı Mehmet Ağa tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Caminin içi o devir çinileri ile süslüdür.

Balibey Camii: Balibey Mahallesi’nde, İsmetpaşa Caddesi üzerinde bulunan bu eser, II. Beyazıt devrinin akıncı beylerinden Malkoçoğlu adı ile de tanınan Balibey tarafından 15.yy’da yaptırılmıştır. Kare planlı ve iki şerefeli bir minaresi olan cami, 1964 yılında restore edilmiştir.

Tekeli Mehmet Paşa Camii: 18. yy’da yapılan bu cami, eski Kalekapısı civarındadır. çç kubbeli bir son cemaat yeri vardır, içi nakışlarla ve renkli camlarla süslü olan cami, bir minarelidir.

Balibey Camii: Hamidiye ve Şarampol Camisi olarak da isimlendirilen bu cami, Muratpaşa mahallesinde, Matbaa sokak, Cumhuriyet İlkokulu yanındadır. Cami 1908 yılında inşa edilmiştir. Kurşunla kaplı olan minaresini Sultan Reşad yaptırmış olup, eser 1975 yılında Vakıflar Müdürlüğü’nce restore ettirilmiştir.

Kesik Minare Camii: Mimari yapısı eserin 19 yy’da yapıldığını göstermektedir. Ancak kimin tarafından yaptırıldığına dair herhangi bir bilgi yoktur. Balibey mahallesi, Kavaklı Sokağı’ndaki bu caminin minaresinin üst kısmı eskiden olmadığı için bu adı almıştır.

İskele Camii: Antalya Yat Limanı içindeki bu caminin inşa tarihi bilinmemektedir. Bu caminin altında bir doğal su kaynağı, caminin şadırvanını meydana getirir.

Takkacı Mustafa Camii: Yerebakan Müftü veya Varsaklı Camii isimleriyle de tanınan, kare planlı ve tek kubbeli bu cami, Yüksekalan Mahallesi’nin Köse Sokağı’nda bulunmaktadır. İnşa tarihi bilinmemekte, ancak Varsaklı adında bir şahıs tarafından inşa edildiği ve Takkacı Mustafa tarafından tamir ettirildiği vakıf kayıtlarında belirtilmiştir. Cami, Vakıflar Müdürlüğü’nce 1976 yılında onarım görmüştür.

Alaeddin Camii: Kılınçarslan Mahallesi’nde bir Rum kilisesi iken, Sultan Alaeddin Keykubat devrinde camiye çevrilen bu eser, üç nefli bir bazilika tipindedir. Tavan haç şeklinde çıkıntılarla süslüdür, iki taraftan üst kattaki pencerelerle cami aydınlanır. Papaz mahfeli olan bu kısım, bugün kadınlar mahfeli olarak kullanılmaktadır.

Osman Efendi Camii: İmaret Cami olarak da isimlendirilen bu cami, Tuzcular Mahallesi Mescit Sokak’ta bulunmaktadır.

Sofular Camii: Kızıltoprak Mahallesi Kasap Durmuş Sokak’taki minaresi olmayan bu cami, tepede dört, alttan sekiz pencere ile aydınlanır. Kadınlar mahfeline giriş kısmında küçük bir avlusu vardır.

Karakaş Camii: Cafer Ağa Camisi olarak da bilinen bu cami, Hadrianus Kapısı karşısında olup cumhuriyetten önce yapılmıştır. 1954 yılında Vakıflar Müdürlüğü’nce camiye, o yıl bir de minare eklenmiştir. 1990 yılında yıkılmış, yerine yenisi inşa edilmiştir.

Şeyh Sinan Camii: Sinan mahallesi, Recep Peker Caddesi üzerindeki bu caminin yazıtında, 16. yy’da inşa edildiği yazılıdır. Minaresi olan caminin bahçesinde Şeyh Sinan’a ait bir türbe vardır.

Demirci Karaali Camii: Eskiden Timurcu Karaali Camisi adı ile de adlandırılan bu cami, Demircikara Mahallesi’nde olup, minaresi üzerinde Hicri 1150 tarihi yazılıdır.

Ayanağa (Ayanoğlu) Camii: 19.yy’da yapıldığı tahmin edilen cami, Şarampol Caddesi’nde, alt katı dükkan olan bir binadadır.

Kara Ömer Çaybaşı Camii: Sinan Mahallesi’ndeki bu caminin 14.yy’da inşa edildiği tahmin edilmektedir. Kare planlı cami, yedi dikdörtgen pencere ile aydınlanır. Ahşap çatılı ve minaresi yoktur.

Kır Camii: Alan Mahallesi, meydan civarındadır. Daha önceki caminin yerine cumhuriyet devrinde yeniden inşa edilen camiye 1964 yılında bir minare eklenmiştir.

Ahi Yusuf Camii: Eski Kaleiçi, Selçuklu Mahallesi Mermerli Sokak’ta bulunan bu mescit, yazıtına göre 1249 tarihinde Ahi Yusuf adına yaptırılmıştır. Kare planlı ve tek kubbelidir. Kuzeydeki giriş kapısı kesme taştan yapılmış ve üzerinde bir niş vardır. Eski resimlerden önceleri, kuzey cephede sütunlu bir son cemaat yeri bulunduğu bilinmektedir. Bu son cemaat yeri avlu duvarı ile giriş kapısı kenarlarında kalmıştır. Mescidin içi çok sade, yarım silindir şeklindeki mihrabının iki yanında sivri kemerli pencereler bulunmaktadır. Bu mescidin kuzeyinde eski kale duvarları kalıntıları arasında Ahi Yusuf’a ait bir türbe bulunmaktadır. İki katlı türbenin üst katına açılan blok taşlardan yapılmış profilli bir kemer göze çarpmaktadır. Mescidin dar sokağında, mescide bitişik yazıtı oldukça tahrip olmuş bir de çeşme bulunmaktadır 1962 yılında Vakıflar Müdürlüğü’nce ve 1990 yılında Mehmet Yazar tarafından restore edilmiştir.

Şeyh Şüca Camii Ve Türbesi: Çaybaşı Mahallesi’ndeki bu eser, yazıtına gore, Selçuklular devrinde 1238 yılında inşa edilmiştir. Caminin etrafında birçok binanın bulunması, burasının bir tekke olduğunu göstermektedir. Bugün yalnız temel kalıntıları bulunan caminin yazıtında imaret ve türbe olarak belirtilmektedir.

Hacı Zeliha Mescidi: (Kemiklik Mescidi): Kışla Mahallesi’ndekibu eser Hicri 341 yılında inşa edilmiştir.

Zerdalik Mescidi: Sinan Mahallesi’ndeki bu eser minareli olup, yapılış tarihi hakkında bir bilgi yoktur.

Kavaklı Mescit: Balibey Mahallesi’ndeki bu mescidin tarihi hakkında bilgi yoktur.

Arap Mescidi: Yüksekalan Mahallesi’ndeki bu cami, kare planlı. ahşap yapılı ve minaresizdir. Karşısında bir çeşme ve mescide ait bir ev vardır.

Ahi Kızı (Nakip Kızı) Mescidi: Eski Kaleiçi’nde, Aydoğdu Sokak’taki bu eser, 14. yyda inşa edilmiş ve 1958 yılında Vakıflar Müdürlüğü’nce onarılmıştır. Bu caminin karşısında, bir ev içinde Ahi Kızı Türbesi vardır.

Kara Molla Mescidi: Barbaros Mahallesi, Kocatepe Sokağı’nın başında yer alan ve 1999 yılında restore edilen mescidin, mimarisine göre 15. yy’da inşa edildiği sanılmaktadır.

Andızlı (Emir Bedrüddin) Cami: Alanya’da Tophane Mahallesi’ndedir. Adını hemen yanındaki andız ağacından alan cami, 1277 yılında Emir Bedrüddin tarafından yaptırılmıştır.Selçuklu Dönemi’nin özgün mimari özelliklerini taşır. Minberi, Selçuklu tahta oymacılık sanatının en güzel örneklerinden birini yansıtır. Camiye, Kızılkule’nin yanından, aşağı kapı yoluyla gidilir.

Süleymaniye Camii: Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad tarafından Alanya’nın yeniden düzenlenmesi sırasında, 1231 yılında kalenin zirve kısmında ve İçkale’nin hemen dışında yaptırılmıştır.Ancak sonraki yıllarda cami yıkılmış ve 16. yüzyılda Osmanlı Dönemi’nde Kanuni Sultan Süleyman tarafından tekrar yaptırılmıştır. Tek minareli cami, Alaaddin, Kale ya da Süleymaniye adıyla anılır. Yapı moloz taştan ve kare planlıdır. Sekizgen kasnak üzerine, kiremitli bir kubbesi vardır. Kubbenin askılık görevi üstlenen kısmına akustiği sağlamak için 15 küçük küp yerleştirilmiştir.

Antalya Evleri

Kaleiçi’ni anlamak için önce evlerden başlamak gerekiyor. Evler, sahiplerinin ekonomik güçleri ve kullanılış amaçlarına göre farlılık gösteriyor. Yine de pek çok ortak özellikleri bulunuyor. Genellikle yığma taştan ve ağaç bağlantılı olarak yapılan evlerin hepsinde bir sokak cephesi ve arka bahçe bulunuyor. Üst katlarda ev ve sokak mimarisine uygun olarak yapılan ve “cumba” denilen çıkmalar yer alıyor. Bu çıkmalar ağaç süslemelerle bezeli.

antalya evleri - kaleiçi

Evlerin merkezini, zemin katta, bahçeye açılan ve taş zeminli “taşlık”lar oluşturuyor. Bu taşlıklarda genellikle ağaçtan dinlenme kanepeleri var. Taşlıklardan zemin kattaki odalara geçilebildiği gibi, bir merdivenle de üst kata ulaşılıyor. Zemin kat evin daha çok hizmet bölümü. Depo, mutfak gibi odalar burada yer alıyor. Üst katlar yaşamaya ayrılmış. Buradaki odalarının pencereleri daha büyük olduğundan oldukça aydınlık. Odalarda çoğunlukla üst üste iki sıra pencere var. Üst pencereler camsız ve ağaç kafeslerden oluşuyor. Alt pencereler ise açılıp kapanabilir türden. Cumbaların üst pencerelerinde küçük boyutta ve genellikle renkli camlar bulunuyor.

 


Benzer Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir