Ana Sayfa » Bolu » Bolu Tarihçesi

Bolu Tarihçesi

Sponsorlu Bağlantılar
biletbayi ile en uygun uçak bileti al

Bolu İli Tarihi

Bolu’da bilinen en eski uygarlık Hititler’dir. Bolu, Hititlerden sonra sırasıyla Frigler, Persler derken Makedonya kralı Büyük İskender topraklarına dahil oldu. Ardından Bitinya, Roma imparatorluğu ve ardından da Malazgirt zaferi sayesinde 1080’li yıllarda Türkmenler Bolu’ya yerleşmişlerdir. Sonraki zamanlarda Osmanlı Devleti hakimiyetine girmiştir.

Bolu Gerede Asar Kalesi

M.Ö. 1200’lü yıllarda bütün Hitit toprakları gibi Bolu da Friglerin elindeydi. M.Ö. 6. asırda Persler bölgeye hakim oldular. M.Ö. 336’da Büyük İskender Persleri yenerek Anadolu’nun bir çok yeri gibi Bolu’yu da ele geçirdi. Büyük İskender’in ölümü üzerine Makedonya yıkılınca Bolu bölgesinde Bitinya Krallığı kuruldu. Yazılı belgeler, o dönemlerden kalan arkeolojik eserler ve tarih kaynaklarına göre, Trak göçleri sonunda Sakarya ve Filyos Nehrinin yayı içine yerleşen halk “Bithyn” ismi ile anılıyordu. Bu yüzden Bolu’nun da içinde bulunduğu Kuzeybatı Anadolu’ya “Bithynia” denilmiştir. Bithynler tarafından Salonia Campus denilen Bolu Ovası ve çevresinin adı Romalılar tarafından “Claudio Polis” olarak değiştirilmiştir.

Bolu isminin de “Polis”ten geldiği sanılmaktadır. Üç tepe üzerinde kurulmuş olan şehir içte ve dışta surlara sahipti. Şehrin kuzeyinde Halı Hisarı bölgesinde bu surların kalıntıları görülebilmektedir. 1071 Malazgirt zaferinden sonra batıya yayılan Türkmenler 3 yıl sonra Bolu’ya yerleştiler. Selçuklu Devleti’nin komutanları Artuk, Tutuk, Danişmend, Karateki ve Saltuk Beyler Süleyman Şah’ın emrinde İstanbul sınırına dayandılar. Bu akınlar sırasında Bolu, Horasanlı Aslahaddin tarafından fethedilmiştir.

Bolu Yöresine Osmanlı akını ilk kez Osman Gazi tarafından başlatılmıştır. Bolu yöresinin tümüyle fethedilmesi ise Orhan Gazi döneminin ilk yıllarına (1324 – 1326) rastlar. Bir başka rivayete göre Osmanlılar zamanında bölgede, bol olarak Uluğ – Alim olması nedeniyle önceleri “Bol Uluğ”, zamanla yöre “BOLU” olarak isimlendirilmiştir. Yıldırım Beyazid’in ölümü ile başlayan şehzadeler savaşına Bolu, birçok kez sahne oldu. Bolu, Ankara Savaşı sonrası Timur’un talan ettiği bölgelerin dışında kaldığı gibi, bu tehlike bitinceye kadar, Osmanlı Devleti’nin 2. kurucusu sayılan Çelebi Mehmet’i de Kızık Yaylasında barındıran belde olmuştur. Çelebi Mehmet’in Osmanlı Devleti’nin birliğini sağlamasından sonra ise Bolu, düzenli bir yönetime kavuştu.

Sponsorlu Bağlantılar

Bolu Yıldırım Bayezid Hamamı

1324 – 1692 yılları arasında Bolu, 36 kazası olan bir sancak beyliği idi. XVI. Yüzyılda Bolu, ikinci derece Şehzade sancaklarından biri oldu. 2. Bayezit döneminde Şehzade Süleyman (Kanuni) buraya atandı. 1683-1792 yılları arasında Bolu, Voyvodalıkla yönetildi. II. Mahmut zamanında ise Mutasarrıflığa dönüştürüldü. (1811) Tanzimat sonrası Bolu; Kastamonu eyaletine bağlandı (1864). 1909 yılında ise tekrar Mutasarrıflığa dönüştürüldü.

Mondros Mütarekesi’nin yürürlüğe girmesi ve İzmir’in işgal edilmesinin ardından Bolu yöresinde ilk Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Gerede’de örgütlendi. Bolu 1. Dünya Savaşı’nda ve sonrasında düşman işgaline uğramadı fakat maddi zarar gördü. Mustafa Kemal Paşa önderliğinde yapılan milli mücadele dönemlerinin sonunda Bolu, 10 Ekim 1923’de Mutasarrıflık devrini tamamladı ve vilayet haline getirildi.

Atatürk’ün Bolu’ya Gelişi

Atatürk’ün Bolu’ya geliş tarihi olan 17 Temmuz 1934 yılından beri her yıl aynı gün düzenlenmektedir. Atatürk’ün Bolu’ya gelişi, çeşitli sanatsal, kültürel ve sportif etkinliklerle kutlanmaktadır. Bolu – Mustafa Kemal Paşa ilişkileri, Erzurum Kongresi sırasında başladı. 23 Temmuz 1919’da Erzurum’da, 4 Eylül 1919’da Sivas’taki milli kongreler, bunlara ait metinler, telgraf yolu ile Bolu Mutasarrıflığı’na ulaştırıldı.

Sponsorlu Bağlantılar

Atatürk'ün Bolu'ya gelişi

Hey’et-i Temsiliye Başkanı olarak, Sivas’tan bir çok talimat, Mutasarrıf Ali Haydar Bey’e, Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti’ne iletilmiştir. Damat Ferit Paşa Hükümeti ile bağlantının kesilmesi de M. Kemal Paşa’nın isteği üzerine gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Dertli Gazetesi ve asayişle ilgili dilekler de Sivas’ta M. Kemal Paşa’ya duyurulmuştur. Bolu ile Adapazarı arasındaki Akyazı’da meydana gelen başkaldırma esnasında; İzmit, Adapazarı, Düzce ve Bolu yöneticilerinin sık sık dikkati çekilmiştir. Mutasarrıf Ali Haydar – M. Kemal Paşa görüşmeleri de, 1920 yılı içinde devam etmiştir. Sonraki Mutasarrıf Halil Bey de Bolu – Ankara ilişkilerini titizlikle ve zaman kaybetmeksizin devam ettirmiştir. 1921 – 1922 yılında, Bolu – M. Kemal teması yine tel görüşmeleri yolu ile sürdürülmüştür. Türkoğlu Gazetesi’nde yer alan bu haberler şöyledir:

“Gazilik ve mareşallik ünvan ve rutbelerinin tevcihi üzerine, Bolu Gençler Birliği Riyaseti tarafından Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine hitaben çekilen tebrik telgrafnamesine cevaben Müşarünileyh Hazretleri tarafından şeref-varit telgrafname sureti ber-vech-i zır derc-i sütun mefaharet olunur:

Bolu Gençler Birliği Riyasetine,

Tebriklerinize samimane teşekkür ederim.

28.09.1921

T.B.M.M. Reisi ve Başkumandan M. Kemal

Köroğlu Destanı

Destan Kahramanı ve halk ozanı. Asıl adı Ali Ruşen’dir. Çok çeşitli “rivayetleri” bulunmakla birlikte, yaşamı üstüne kesin bir bilgi yoktur. Ancak, 1579-1581 yıllarında Anadolu Beylerbeyi’ne, Köroğlu’nun yakalanması için hükümler yazılması ve aynı yıllarda Bolu Beyi’ne başkaldırması, destan kahramanının varlığı üstüne ipuçları vermektedir. Ozan Köroğlu’nun koçaklamaları, güzellemeleri halk şiirinde önemli bir yer tutar. Ünlü bir destana konu olmuş bir halk kahramanıdır. Bu isimde XVI. yüzyılda yaşamış bir halk şairi de vardır. Ama tarihî kişiliği bilinemeyen, asıl Köroğlu, XVII. yüzyılda Bolu havalisinde yaşamış, sonradan ünü bütün Anadolu’ya yayılmıştır. Babası da Bolu beyi tarafından gözlerine mil çektirilerek cezalandırıldığı için Köroğlu diye tanınmıştır. Zulme karşı ayaklanarak halkın hakkını koruması, onu destansı bir kahraman haline getirir.

Köroğlu Destanı Bolu

XVII. yüzyıl, Osmanlı İmparatorluğu tarihinde merkeze bağlı olmayan teşkilâtın iyice meydana çıktığı, buna karşılık, saraya bağlı, sadrâzama bağlı beylerin, valilerin de yer yer başlarına buyruk olarak halka zulmedebildikleri bir devirdir.

İşte böyle bir devirde Bolu Beyi Süleyman Bey, kendisine bunca yıl hizmet etmiş seyislerinden birine fena halde kızarak gözlerine mil çekilmesini emretmişti. Bolu Bey’i son derece katı yürekli, zalim bir adamdı. Her ne kadar kendisini sevenler araya girdilerse de dediğinden dönmedi. Buyruğunu vaktinde yerine getirmemiş olan zavallı seyisin gözleri kör edildi ve sıska bir ata bindirilerek kaleden dışarı atıldı.

Yaralı seyis at sırtında yolda kalınca sesini çok iyi tanıyan atının kulağına eğildi ve:

– Dünya bana zindan oldu, beni köyüme götür… dedi.

Az gittiler, uz gittiler, dere tepe düz gittiler, sonunda seyisin köyüne vardılar. Uzaktan at sırtında yığılı babacığının geldiğini gören on beş yaşındaki oğlu, ermiş yetmiş bir insan gibi onun ıstırabını anladı, koşup attan indirdi, anasının yanına getirdi. Seyis olanları “Hal ve keyfiyet böyle böyle” diye bir bir anlattı, oğulcuğundan öcünün alınmasını vasiyet ederek oracıkta ruhunu teslim etti. Köroğlu, on beş yaşında ata bindi. Babasına verilen kır at canlandı, sıskalığı gitti, şahbaz bir hayvan oldu. Köroğlu, atına atladığı gibi dağlara çıktı. Kılıç kuşandı. Babasının intikamını almak üzere ant içti. Yolda rastladığı bir çobanın sazını alarak terkisine asmıştı. Kime rastlasa hayvanını durdurur, sazını eline alır, tıngırdatarak Bolu Beyinin zulmünü anlatırdı. Her yerde aradığı bu zâlim adama günün birinde rastlayacağını biliyordu. Giderek hayvanı rüzgâr kesildi. Nerede bir yolsuzluk olsa köylü Köroğlu’na haber salardı. O da gelir, ortalığı düzene kordu.

Bir gün Çamlıbel’de konaklamıştı. Bir kervancının, yolcularından bir genç adamı soyup döverek uçuruma attığını gördü. Bir kılıçta kervancının başını uçurdu. Öteki adamlar kendisine hayır dua ettiler. Uçurumdan çıkardığı genç yolcu ise:

“Hayatımı kurtardın, gayri ben senin kulun kölenim” dedi. Köroğlu onun adının Ayvaz olduğunu, kervanın da Bolu, Beyine yük götürdüğünü öğrenince Ayvaz’ı yanına aldı. Beraber yola çıktılar.

Bir Köroğlu, bir Ayvaz, etrafı kasıp kavuran, fakir köylüyü haraca kesen zâlim Bolu Bey’ini bulmaya çıktılar. Şehre yaklaştıkları sırada bir kale vardı. Sabahın bir vaktinde kale mazgallarından hazin bir şarkı duydular. Bu şarkıyla bir genç kız kendisinin Bolu Beyi’nin kızı olduğunu, babasının sırf kimseyi sevmesin diye kendisini oraya kapadığını göz yaşları içinde anlatıyordu. Köroğlu sazı eline aldı, kıza sabırlı olmasını, dönüşte kendisini kurtaracağını söyledi. Bolu’ya vardıklarında büyük bir alana halk toplanmıştı. Şenlikler yapılıyordu. Köroğlu elbise değiştirerek pehlivanlar arasına katıldı. Bir bir hepsini alt etti. Sonunda Bolu Bey’i huzuruna çağırttı onu ve:

– Bre pehlivan, sen kimsin? Seni muhafızlarıma bey yaptım…dedi. Köroğlu da: “İşte ben o gözlerini kör ettirdiğin seyisin oğluyum” diyerek kılıcını çaldığı gibi herkesin dehşet dolu bakışları önünde Bolu beyinin kellesini uçurdu ve halkı bir zâlimden kurtardı. Ondan sonra hemen Ayvaz’ı gönderip kaleden Beyin kızını getirdi. Allah’ın emri, Peygamber’in kavliyle kendine nikâhladı. O tarihten sonra Bolu Bey’i olarak halka adaletle muamele etti. Onun şu sözleri yüzyıllar boyu dilden dile dolaşmıştır:

 Köroğlu Türküsü

Bizden selâm olsun Bolu Beyi’ne

Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır

Ok gıcırtısından, kalkan sesinden

Dağlar sada verip seslenmelidir

 

Düşman geldi tabur tabur dizildi

Alnımıza kara yazı yazıldı

Tüfek icat oldu mertlik bozuldu

Eğri kılıç kında paslanmalıdır.

 

Benden selam olsun Bolu Beyine

Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır

At kişnemesinden kargı sesinden

Dağlar seda verip seslenmelidir

 

Düşman geldi tabur tabur dizildi

Alnımıza kara yazı yazıldı

Tüfek icad oldu mertlik bozuldu

Eğri kılıç kında paslanmalıdır

 

Köroğlu düşer mi eski şanından

Ayırır çoğunu er meydanından

Kırat köpüğünden düşman kanından

Çevre dolup şalvar ıslanmalıdır

Sponsorlu Bağlantılar

Köroğlu

Bolu İlinin Adı Nereden Gelmiştir?

Önceleri Bithynion Romalılar döneminde ise Claudiopolis adı verildi. Türkler burayı alınca Claudiopolis sözcüğünü kısaltıp sadece polis dediler. Daha sonra bu da halk dilinde değişerek Bolu oldu.


Benzer Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir